Ekim ayı

Ekim Ayı Şampiyonları    Sebzeler Mantar, Ispanak, Lahana, Kıvırcık, Kırmızı Turp, Havuç, Salatalık, Yeşil Biber, Patlıcan, Domates, Kırmızı Biber, Yer elması, Bamya, Pırasa, Karnabahar, Pazı
Meyveler Nar, Üzüm, İncir, Kızılcık, Mandalina, Ceviz, Fındık, Kestane, Armut, Elma, Greyfurt, Portakal, Muz

Bamya

Börülceyi takiben artık tükenmekte tıpkı domates ile karpuz, kavun gibi.

Mandalina kendini göstermeye başlamış kızılcık olgunluğun tam zirvesine ulaşmıştır.

En pratik bilgilerden, yer elmasının çıkışı elmanın dalında olgunlaştığının habercisi gibidir.

Yer elması

Çoğu çocuğun bakarak tadını hiç merak etmediği bir değer.

  • Elma gibi çiğ olarak yenilebileceği gibi zeytinyağlı yemek olarak tüketilebilir
  • Çiğ olarak 100 gramı yaklaşık 60 kaloridir
  • İnanılmaz olarak folik asit, potasyum, demir ve lif içeriği yüksek, ve geçiş mevsiminde olmamızla birlikte bağışıklık güçlendirici etkileri vardır

Karnabahar

C vitamini, folik asit, potasyum minerali ve lif içeriği yüksek bir sebzedir.

  • Özellikle obezite veya kilo fazlalığı olan hastalarım gibi, tüm yaş çocuk yaş grupları, kalorisi oldukça düşük olan bu sebzeyi kilo kontrolü sağlamak isteyen çocuklar için sağlıklı pişirme yöntemleri uygulayarak sıkça kullanabiliriz
  • 200 gramı sadece 50 kaloridir ve çocukları tok hissettirme konusunda oldukça başarılıdır

Beyaz lahana

Yüksek oranda folat, C ve K vitamini; demir, potasyum, magnezyum mineralleri içerir.

  • Antioksidan içeriği sayesinde ileriki yaşam için kolon, meme ve prostat kanserlerinin oluşumunu engellemede yardımcılardan
  • Özelikle büyüme çağında bazı hastalıklar sonucu, beyin hasarı oluşmasını önler ve bellek bozulmalarında koruyucu özelliğe sahiptir
  • Karnabahar gibi düşük kalorilidir
  • Bu mevsimde tazecikken salatalarda kullanıp, üzerine nar taneleri ekleyerek çocuklar için çekici menüler ve leziz tatlar yakalayabilirsiniz

Biliyorum tezgahlarda hep var olan ürünler;

  • Salatalık
  • Yeşil biber
  • Kabak
  • Patlıcan için mevsim sonu geldi ve artık doğal mevsim ürünü bunlar değiller

İncir, kızılcık, fındık ve ceviz için de taze dönem bitiyor. Bundan sonra kuruların tüketim dönemi başlayacaktır.

Önce mandalina ardından da portakal ve greyfurt yavaştan tezgahlarda kendini göstermeye başlıyor bu ayın sonuna doğru.

Benim en sevdiğim ürünler bunlar;

  • Bu dönemde mevsim sebze ve meyvelerinin içeriği tamda kışa bağışıklığı güçlendirerek girmek için çocuklar için doğada yetişen inanılmaz içerikli, Çocuk doktoru ve Anne-Babaların kurtarıcıları kesinlikle
  • Benim bir yardımcımda; öksürük düşmanı ayvanın tam olgunlaşmasına çok az zaman var.    

bursa çocuk doktorubursa çocuk hastalıklarıçocuk doktoru bursaÇocuk Doktoru Emre Karayelçocuklarda alerjiÇocuklarda alerji bursa

Çocuk Hastalıkları Uzmanı

Ek Beslenme ve Anne Sütü

EK BESİNLERE GEÇİŞ DÖNEMİ

Çocuğu büyüme ve gelişmesine uygunluk gösteren iç içe girmiş üç beslenme döneminden geçmektedir.

  • Sadece anne sütü dönemi
  • Anne sütü ve ek gıda dönemi
  • Erişkin diyetidir.

Anne sütünden ek gıdalara geçişte esas problem ne zaman ve hangi gıdaların başlanması gerektiğidir.

Erken ek gıdalara başlanması sindirim sisteminin tam gelişmemiş olması nedeni ile ishal ve besin allerjilerinde artmaya neden olmaktadır.

Emmede azalmaya bağlı anne sütünün azalması, ishalli hastalıklar, doğru ve yeterli besinlerin verilmemesi nedenleri ile de malnütrisyon gelişir.

Annenin erken ek gıdaya başlamasının en önemli nedenleri ise annenin sütünün yetmediğini düşünmesi, annenin yanlış bilgilendirilmesi, bebeğin büyüme izleminin yapılmamasıdır

  • Ek gıdalara geç başlanması ise anne sütünün yetersiz kalması ile büyümede yavaşlama, immün yetmezlik ve büyümede yavaşlamaya neden olacaktır.
  • Uygunsuz besin seçimi protein enerji eksikliğine ve mineral-vitamin eksikliği ile sonuçlanacaktır

Ek gıdalara başlama dönemi ile çok erken olması ilgili durumlar;

  • Artmış ishal ve allerjik hastalıklar (barsak gelişiminde yavaşlamaya bağlı)
  • Anne sütünde azalma (ek gıdalar nedeni ile çocuğun emme isteği azalmakta)

Ek gıdalara başlama dönemi ile uygun olması ilgili durumlar (5-6. Aylar arasında)

  • Besin içeriği yeterli (Kalori, protein, demir, çinko, vitamin A ve vitamin D içeriği yeterli)
  • Hijyen koşullarına uyularak toplumun kültürel yapısına uygun yiyecekler ile (o ülkede mevcut olan ve toplumca kabul edilebilen)

Ek gıdalara başlama döneminin geç olması ile ilgili durumlar;

  • Büyüme geriliği (Anne sütü tek başına kalorik olarak yetersiz hale gelmektedir)
  • İmmün sistemde yetmezlik (Yetersiz enerji ve protein alımı sonucu)
  • İshalli hastalıklarda artma (İmmün sistemde yetersizlik sonucu)
  • Malnütrisyon (Yetersiz kalori alımı ve ishalli hastalıklara bağlı)
  • Mikronütrient eksikliği

Ek gıdalara başlanmasında her çocuk için kesin bir yaş yoktur. Ek gıdalara başlanmasını belirleyen en önemli faktör çocuğun gelişim basamağı, böbrek fonksiyonlarının artması ve sindirim sisteminin olgunlaşmasıdır. Bu da 5-6 ay arasında, her çocuk için farklı bir zamanda olmaktadır

Yeterli kalori ve protein oranına sahip olması ve yüksek biyolojik yararlanırlılığı nedeni ile anne sütü ilk 5-6 ay tek başına yeterlidir. Bu dönemde böbreklerin konsantrasyon ve sekresyon kapasiteleri düşüktür. Anne sütü bu dönemde en ideal besindir.

Yenidoğan bebeklerin mide kapasiteleri küçük  ve bağırsak geçiş zamanları kısa olması nedeni ile az miktarda ve sık beslenmeleri gerekir.

Term bebekte barsak laktaz, sukraz, maltaz ve glukoamilaz enzimleri yeterli düzeydedir.

Tükrük amilazı yenidoğanda çok düşüktür ve üç aylık çocukta erişkinin 1/3’üne ulaşır. Pankreatik amilaz altı aylık bebekte erişkin düzeyine ulaşır.

Safra tuzları miçel oluşumu için yetersizdir ve birinci ayın sonunda artar.

Pepsin ve asit salınımı iki yaşında erişkin düzeyine ulaşır.

Sindirim sisteminin yabancı proteinlere karşı koruyucu mekanizması tam gelişmemiştir. Anne sütü bu mekanizmanın gelişmesini sağlarken yabancı protein ve patojenlerle çocuğun karşılaşmasını engeller.

Bu sürede yutma refleksi zayıftır ve kaşıkla verileni ağızdan çıkartma eğilimindedirler. İlk 5-6 ay bebeğin emerek beslenme evresidir. Bu sürede bebek kaşıkla verileni yeterli yutamaz ve ağzından geri çıkartmaya eğilimlidir

Altıncı aydan başlayarak hayatın ikinci yılına kadar baş kontrolü, ince ve kaba motor basamaklarında ilerleme ile fizyolojik ve nörolojik olgunlaşma görülmektedir.

Ek gıdalara geçiş ile kaşıkla beslenme, çiğneme, parmakları ile besinleri tutarak kendini besleyebilme, kaptan bağımsız beslenme ve kaşık-çatal kullanabilme çocuğun beslenme basamaklarını oluşturur.

  • Bununla birlikte dil çıkarma refleksi 5-7. aylarda kaybolur ve kaşıkla verileni alabilir.
  • Sekizinci ayda yardımsız oturabilir ve dil hareketleri daha da gelişir; böylece daha katı yiyecekleri yiyebilir.
  • Onuncu ayda çiğnemeye başlar ve elindeki yumuşak besinleri ısırabilir.
  • Bir yaşında tüm besin maddelerinden yiyebilir ve iki elini kullanarak kaptan sıvı gıda içebilir.
  • İkinci yaşın sonunda yiyecekleri diğer maddelerden ayırabilir.

Anne sütünden ek gıdalara geçişte gelişim basamakları yanında çevrenin etkisi de vardır.

Ek gıdalara başlama yaşı annenin süt üretme kapasitesi ve bebeğin besin ihtiyacını karşılayacak besinlerin olup olmamasına göre de değişir.

Genel olarak pratik bir hesapla doğum ağırlığını iki katına çıkmış çocuk ek gıdalara başlamak için hazırdır.

Ek besin verilirken özelikle dikkat edilecek noktalar;

  • Her yeni gıdaya tek tek başlanmalı ve çok az miktarda (bir yemek kaşığı) verilmelidir
  • Bebeğin alımına uygun olarak 3-4 gün içinde miktarı artırılmalıdır
  • Yeni bir gıdaya bu üç günün sonunda başlanmalıdır.
  • Böylece çocuğun bir besin maddesine olan allerjisi tespit edilebilir
  • İlk kez verilecek besinler bebek açken denenmelidir
  • Bebek istemediği bir besini alması için zorlanmamalı bir süre ara verip bir-iki hafta sonra tekrar denenmelidir
  • Ek gıdalar tek öğün olarak başlanır.

Bebek altı aylık olduğunda anne sütüne ek olarak günde 2- 4 öğün ek gıda alabilir.

Ek gıdalara geçerken önce tekli besin grubu (yoğurt, taze meyve suları) kullanılır daha sonra çoklu karışımlara (çorba…) geçilir.

Bebeğe verilecek ek besinlerin protein, demir, çinko, vitamin D ve vitamin A’dan zengin olmasına dikkat edilmelidir.

  • Bebeklere doğal ve taze hazırlanmış besinler verilmelidir. Konserve, dondurulmuş yiyecekler, katkı maddeli hazır besinler bebeğe verilmemelidir.

Bebek için hazırlanan besinler iki saat içinde tüketilmelidir. İki saatten uzun süre oda ısında bekletilen yiyecekler kullanılmamalıdır.

Uygun saklama koşulları yoksa (buzdolabı gibi) beslenme sonrası artan miktarlar atılmalıdır.

Besinler hazırlanmadan ve bebek beslenmeden önce eller mutlaka yıkanmalıdır.

Bebeğe verilecek besinler hazırlanırken gıda hijyenine uyulmalıdır.

Besinlerin hazırlanmasında kaynatılmış su kullanılmalıdır.

Tüm besinler sadece kaşık ile verilmelidir.

Ek gıdaların verilmesinde biberon kullanılmamalıdır.

  • Koyu kıvamlı besinler emzikten emilirken boğulmaya neden olabilir.
  • Biberon ile ek gıdaların verilmesi uygun olmayan beslenme alışkanlıklarının gelişmesine neden olur ve kaşıkla beslenme alışkanlığının gelişmesine olanak vermez.
  • Bebeği beslemek için kullanılacak kaplar ve kaşıklar temiz olmalıdır.
  • Kullanılan kapların gıda artıklarının kalmasının önlenmesi ve kolay temizlenmesi için köşesiz olması gerekmektedir.
  • Bu malzemeler bir tencere içinde ağzı kapatılmış olarak en az beş dakika süre ile kaynatılmalı ve ağzı kapalı olarak soğutulmaya bırakılmalıdır.
  • Meyve ve sebze pürelerini hazırlarken vitaminlerin kaybolmaması için cam rende kullanılmalıdır.
  • Beslenme saatleri hem anne hem de çocuk için mutlu geçen anlar olmalıdır. Beslenme saatlerinde anne rahat olmalı ve acele etmemelidir.
  • Çocuk çok hızlı ya da çok fazla beslenmiş ise kusabilir

5-6 aylar arasında meyve (elma, şeftali gibi özellikle mevsimdekiler) ve yoğurt az miktarda başlanabilir.

Yerli pirinç kolayca sindirilebilir ve nadiren allerjik reaksiyonlara neden olur. Önceleri sulu muhallebi şeklinde verilebilir.

Sebze püreleri; patates, havuç, bulgur, kabak ve pirinç ile hazırlanabilir. Çorbalara bir miktar sıvı yağ ilavesi bebeğin enerji ihtiyacını tamamlamada yardımcı olur.

Yaşamın altıncı ayından itibaren yumurta sarısı az miktarda(1/8) başlanabilir ve miktarı artırılarak 10-15 günde tam yumurta sarısına çıkılır.

8-9 aydan itibaren haftada iki-üç kez tam yumurta verilebilir.

Ispanak, turp ve pancar yüksek nitrat içeriği nedeni ile erken beslenme döneminde önerilmemektedir.

8-9 aydan itibaren etli dolmalar, etli sebze yemekleri ve baharatsız ızgara köfte verilebilir. Bu ayın sonunda nişastalı besinler (pilav, makarna, tam buğday ekmek gibi) verilmeye başlanabilir.

Dokuzuncu aydan başlayarak çocuk birçok yiyeceği ısırarak yiyebilir ve bir yaşında aile sofrasındaki yiyecekleri yiyebilir

Yenidoğan bebeğin kalori ihtiyacı vücut ağırlığına göre düşünüldüğünde erişkinin üç katıdır.

Yeterli kalori alımı santral sinir sisteminin gelişimi için gereklidir.

5-6 aydan sonra anne sütü çocuğun ihtiyacını karşılayamayabilir.

Anne sütü çok azalan, ek gıdalar yeterli miktarda verilemeyen ve kilo alma problemi gözlenen bebeklere döneminde devam formülaları önerilebilir.

Hayatın ikinci yılında anne sütü çocuğun ihtiyacının sadece küçük bir bölümünü karşılayabilmesine rağmen, gelişmekte olan ülkelerde uzun süreli 24-30 aya kadar emzirme önerilmektedir

Başlanan ek gıdaların yetersiz ve dengesiz olması sonucunda çocukta büyüme duraklaması olabilir. Bu erken tespit edilmezse beslenme bozuklukları-eksiklikleri ve buna bağlı kalıcı hasar gelişebilir.

Anne sütünün D vitamini yetersizdir.

  • ilk 18-24 ay içinde tüm çocuklara 400 IU D vitamini verilmesi ve çocukların güneşe çıkarılmaları gerekmektedir

Ülkemizde vitamin A eksikliği de yaygındır. Vitamin A eksikliğinde büyümede duraklama, immün sistemin baskılanması sonucu kızamık ve ishalli gibi hastalıkların sıklığında artış, körlük gelişmesinde artma tespit edilmiştir.

Hayatın ilk yılında vitamin A ihtiyacı 1500 IU/gündür.  

  • Vitamin A özellikle peynir, yumurta, karaciğer, balık, yeşil yapraklı sebzeler ve havuçta bulunur.
  • Kızartma ve güneşte kurutma vitamin A’nın kaybına neden olur.

İnek sütü barsaktan gizli kanamaya neden olması, demir içeriğinin yeterli olmaması, içerdiği yabancı proteinlerle allerjilere neden olması nedeni ile ilk bir yıl içinde önerilmemektedir

Süt çocuğunda döneminde uygun ek gıdaların verilmemesi sonucu bu dönemde anemi sık görülmektedir.

Süt çocukluğu döneminde görülen ve üç aydan uzun süren kansızlığın tedavi edilse bile okul çocuğunun performansını etkilediği gösterilmiştir.

  • Dördüncü aydan itibaren zamanında doğan bebeklere demir desteği önerilmektedir
  • Formüla mama alan bebeklere genellikle demir desteğine gerek yoktur
  • C vitaminin yeterli tüketilmesi demir emilimini artırır 

İçme sularındaki flor miktarı 0.3 ppm’in altında ise diş çürüklerinin önlenmesi için altıncı ay – üç yaş arasındaki çocuklara 0.25 mg/gün florür verilmesi gerekmektedir

Süt çocukluğundaki ve çocukluk çağındaki hatalı beslenmenin    

  • Hipertansiyon, obesite
  • Besin allerjisi ve ateroskleroz gibi erişkin döneminin bazı kronik hastalıklarla ilişkili bulunmuştur.

Ek gıdalara başlanma döneminde çocuğun tuz ihtiyacı yoktur ve tuzsuz besinleri kolayca alabilir.

  • İlk 2 yıl içinde bebeğin yiyeceklerine tuz katılmaması önerilir.
  • Bu dönemde tuzlu besin alan çocukların hayatlarının ileri dönemlerinde de aşırı miktarda tuzlu besin tükettikleri bulunmuştur.

Ailede allerji öykü olan bebeklerde emzirme döneminde annenin diyetinden allerjen besinlerin çıkartılması ve çocuğa da bu besinleri başlamanın geciktirilmesi önerilmektedir

Ek besinlere geçiş dönemi hem anne sütü ile beslenmeden hem de biberon (mama) ile beslenmeden erişkin besinlere geçiş dönemini kapsar.

Sadece emziren annelerde değil biberon ile besleyen annelerde de rastlanmaktadır. Biberon ile beslenmenin iki hatta dört yaşına kadar devam ettiği görülmüştür.

  • Bu durum çocuğun diş gelişimini de olumsuz etkilemektedir.

Anne sütünün besleyici ve enfeksiyonlardan kesinlikle koruyucu, bebek için en uygun karışım olduğu, erişkin besinlere geçişi kolaylaştırdığı ve bebeğin bu zor dönemden geçmesini de kolaylaştırdığı aşikardır.

Çocuk Hastalıkları Uzmanı

Emre KARAYEL

Grip ve Grip Aşısı

Grip ve ona karşı silahımız Grip aşısı

Sağlık Bakanlığı verilerine göre, geçen sene kasım sonu-aralık ayının

ikinci haftası itibariyle grip salgını başladı. Grip aşısı için hiçbir

zaman geç değildir; hastalığa henüz yakalanmayan kişileri koruyabilir.

Risk grubundaki kişilerin aşılanmasında kesinlikle fayda var.

Domuz gribi, kuş, gergedan virüsü gibi farklı isimlerle duyurulan

salgınlar tam mevsimi olan günlerde birçok çocuğu olumsuz etkiliyor.

Domuz gribi salgınının ortaya çıktığı 2009 yılında, dünyada ve

Türkiye’de her zamankinden daha fazla hasta görüldü.

Kimler Tehlike Altında?

Özellikle tehlike yaratan bir grup var;

  • Bağışıklığı iyi çalışmayan tüm yaş grubu
  • 1 yaş altındaki bebekler
  • Tekrarlayan akciğer hastalığı olanlar, solunum yetmezliği olan hastalar, kanser tedavisi gören çocuklar ve hamileler

Bağışıklık sistemi iyi çalışmadığından bu grupta yaşamı tehdit etme riski daha yüksektir.

En İdeal olan, salgın başlamadan eylül, ekim aylarında aşılanmaktır.

Çünkü mart ayı sonuna kadar salgın azala azala devam eder. Şu an

yapılacak aşı, hastalığa henüz yakalanmayan kişileri koruyabilir.

Hamileleri özellikle vurgulamak gerekiyor. Çünkü düşük ve erken

doğum riskiyle karşı karşıyalar. Grip buna neden olabiliyor. Hastalık,

gebelerde yaşamı da tehdit edebiliyor. Gebeliğini kış aylarında

geçirecek kişilerin aşılanmasında fayda var.


Bağışıklık sistemini koruyan en etkili yöntemin yeterli uyku ve

yeterli ve dengeli beslenmedir.

  • Soğuktan korunarak, açık havada vakit geçirilmeli
  • Kalabalık ortamlardan mümkün olduğunca uzak durulmalı
  • C vitaminden sebze-zengin narenciye tüketmek, hapşıran-öksüren kişilerden uzak durmak  ve elleri sık sık yıkamak gibi hijyen önlemleri de almak önem taşıyor
  • Bu dönemde proteinden zengin beslenmeli. Yumurta, süt ürünleri, yoğurt, et, sebzeler ve meyveleri arttırmak önemli.

Gergedan Virüsü Nezle

Son zamanlarda Gergedan Virüsü olarak adlandırılan virüsün, özellikle

en etkin nezle virüsü olduğunu tespit edilmiştir. Birkaç günlük burun

akıntısı, hafif baş ağrısı, kuru öksürükle geçer.

Eğer burun kanalları açık tutulmazsa daha sonra sinüzite dönebilir. O

nedenle bu enfeksiyona yakalanmış kişiler burnun açık olmasına dikkat

etmelidir. Çocuklarda burun açıcı tuzlu sular burnun tıkanmasını

engelleyecektir.

Çocuk doktorunun görüşü alındıktan sonra en önemli akılda tutulacak

bilgi ise Solunum yolu enfeksiyonlarının çoğu virüslerle oluştuğu ve

antibiyotikler onlara kesinlikle etki etmez. Antibiyotiklere çok

güvendiğimiz ve onlardan çok şey beklediğimiz için, virüs olduğunu

bilsek bile kullanıyoruz. Bu vücudumuzdaki yararlı bakterileri

öldürüyor, çok güzel çalışan bir sistemi bozuyor.

 

Doktor Emre KARAYEL

Çocuk Hastalıkları Uzmanı

Meyve ve sebzelerin en olgun olduğu dönem EYLÜL!

 

 

Çocuklarımızın Eylül ayı bedenini kışa hazırlayacağını aydır. Soğuk iklime bizi hazırlayacak olan mevsim ürünlerini tüketmeniz mevsim geçişlerinden olumsuz etkilenmenizi önleyecektir.

Sonbaharın gelişi ile bitkilerin su içeriği azalmaya, daha sıkı dokuya sahip olanlar yetişmeye başlamaktadır.

Yağlı tohumlar ise yeni yeni ortaya çıkmaya başlar.

Hala biber veya domates salçası yapmak için geç değil.

Önce karpuzun ardından da kavunun sonu yaklaşmakta.

Mantar lezzetli ama hassas bir konu. Bazı zehirli türleri de var bu nedenle kültür mantarı olduğundan emin olmalısınız.

  • Yaş ağırlığının önemli bir kısmı su ve yüzde 1’i ise madensel tuzlardır.
  • 100 gramında 1,5- 2 gram istiridye mantarı 0,5 gram karbonhidrat içerir ve ortalama 35 kaloridir.
  • Az miktarda protein içermesine karşılık protein içeriği esas olarak enzimlerden oluştuğundan tüm elzem aminoasitleri içermektedir.
  • Mantar ile ana yemeklerinizin yanına sağlıklı bir çeşniler yapabilirsiniz.

Bu ayda yeni mahsul fındık çıktı. Yağ ve kalori içeriği yüksek olduğundan ölçülü tüketilmesi gereken fındık;

  • Lif ve protein açısından zengin bir kaynaktır. İçerdiği doymamış yağ asitleri sayesinde kalp sağlığını koruyucudur.
  • Tüketirken 1 avuç fındığın 150 kalori olduğunu unutmayın.

Güçlü bir antioksidan kaynağı olan üzüm için en bereketli zaman bu aydır. Ülkemizde çoğu tür olgunlaşmış durumdadır.

  • Kabuğundaki resveratrol kansere karşı koruyucudur
  • Çekirdeğindeki kuersetin kan yapımına yardımcı bir bileşendir
  • Çocuklarda en önemlisi porsiyon: Üzümün kan şekerini hızlı yükseltmesi nedeniyle miktara dikkat edilmelidir.

Ceviz de yine bu ayda olgunluğana ulaşan kabuklulardandır.

  • Yüksek miktarda folik asit ve E vitamini
  • Demir, fosfor, magnezyum, potasyum, çinko mineralleri içerir
  • Omega 3 yağ asidi açısından zengin bir kaynaktır.
  • Yüksek kolesterol ve ilerde karşılaşmak istemediğimiz kanser ve alzheimer gibi hastalıklara karşı koruyucu özelliği nedeniyle beslenmenizde çok önemli
  • Genel olarak günde 2 tüm ceviz eklemenizde fayda var.

İdrar yolu enfeksiyonlarına, kansere ve kalp sağlığına iyi geldiği bilinen kızılcık;

  • A ve C vitamini, potasyum açısından zengini
  • 1 porsiyon meyve ortalama 1 avuç kadardır ve 55 kaloridir.

 

Anne Sütü İçin Savaş !

Süt yapımını artırmanın en etkili yolu, doğru teknik ve sık aralıklarla emzirmedir.

Doğru emzirme tekniğinin anne sütünü artırdığı bilimsel olarak kanıtlanmıştır.

Dünyadaki tüm çalışmalarda annelerin; 

  • Su, süt, hoşaf, çorba, ayran
  • Zencefil, rezene gibi bitkisel çay
  • Tatlı, tahin, helva, bal, incir, pekmez, nişastalı gıda
  • Yeşil sebze, meyve, üzüm ve bira tüketimi gibi birçok uygulamanın anne sütünü arttırdığına inandıkları belirtilmektedir

Ancak, bunların anne sütünü kesin arttırdığına ilişkin kontrollü bilimsel araştırmalar bulunmamaktadır. Bilimsel olarak anne sütünü artıran uygulamalar şunlardır;

  • Doğru teknikle emzirme
  • Sık aralıklarla emzirme
  • Memenin boşaltılması
  • Annenin yaşadığı hislerden keyif alması
  • Annenin istirahat etmesi

Doğumdan sonra süt yapımını hızlandırmak için çeşitli uygulamaların yapılması önerilmektedir;

  • Doğum sonrası en geç 30 dakika veya bir saat içinde emzirmeye başlama
  • Doğum sonrası ilk dört saatte bebeği yarım saatte bir başı memeye koyma
  • Doğum sonrası ilk 12 saat içinde bebeği saatte bir emzirme
  • Hastanede iken günde en az sekiz kez, tercihen 10-12 kez emzirme
  • Bebeğin düzenli olarak her iki memeyi emmesini sağlama  
  • Bebek memede iken iki ve üç emme hareketinde bir yutkunma yapmıyorsa memeye nazikçe bastırarak masaj yapmalı
  • Anneler sütünün az olduğunu düşünse bile bebekler tüm ihtiyaçlarını anneden alabilir.

Bazen bebek yeteri kadar süt alamazsa, bunun nedeni genellikle bebeğin doğru emzirme tekniğiyle emzirilmemesidir.

Yeterli süt alamayan bebekler;

  • Günde altı kezden az (genellikle de dörtten az), konsantre ve sarımsı idrar yapar
  • Ayda 500 gramdan az kilo alır
  • Doğum sonrası ilk iki hafta sonunda doğum kilosuna ulaşamaz.

Anne sütünün yapımındaki artış, annenin beslenmesinden bağımsız olarak bebeğin doğru teknik ve sık aralıklarla emzirilmesi sonucu artar. Doğru emzirme tekniğinde bebeğin anne kucağında memeyi kavraması açısından bazı noktalara dikkat edilmelidir  

  • Bebeğin yüzü anneye dönük olmalı
  • Bebeğin vücudu ve başı aynı hat üzerinde olmalı
  • Çenesi memeye dayanmış olmalı
  • Azı iyice açık olmalı
  • Alt dudağı dışa dönük olmalı
  • Bebek, ağzı ile areolayı kavramalı
  • Omuzlar ve kalçalar desteklenmeli ve baş serbest olmalıdır.

Areolanın altında bulunan içi süt dolu laktiferöz sinüslerle birlikte meme dokusunu azına alan bebek, dili ve damağı arasına sıkıştırdığı meme dokusundan sütü sağmak amacı ile dilini öne doru uzatır, alt dudağını dışarı sarkıtır ve süt peristaltik dalgalar halinde dilin gerisine akar.

Bebeğin anne memesine doğru yerleştirildiğini gösteren belirtiler;

  • Anne gevşek ve rahat görünümde
  • Bebek ağzı ile meme başı aynı seviyede
  • Bebeğin şakak ve kulakları, çene kaslarının hareketine bağlı olarak oynar.
  • Yanakları dolgun görünür.
  • Emzirme sonunda annenin memeleri boşalır, küçülür ve hafifler.

Süt yapımının artması için bebeğin günde en az sekiz-on iki kez ve doru teknikle emzirilmesi gerekmektedir.

Bebeklerin memede kalma süreleri farklılık gösterebilir. En az 10 dakika memede kalmalarına özen gösterilmelidir.

Her emzirmede bebeğin memede daha uzun süre kalmasına da izin verilmelidir

Emzirme aralığı ve süresi bebeğin isteğine göre ayarlanmalıdır.

Bebek bir memeyi bitirmeden diğeri emzirilmemelidir. Bebeğin düzenli aralıklarla her iki memeyi emmesine dikkat edilmelidir.

Bebekler ne kadar çok emzirilirse o kadar çok süt üretilir. Bebeğin sık ve doğru teknikle emmesi, sonucu meme ucundan gelen uyarılara bağlı olarak kandaki prolaktin hormonunun düzeyi artar. Prolaktin hormonu bir sonraki emzirme için süt oluşturur.

Doktor Emre KARAYEL

Çocuk Hastalıkları Uzmanı

ve aylardan Ağustos ayı gelir…

Mevsim sebze ve meyvelerinin en olgun olduğu aydır ağustos.

Salçalık biberin çıkışı kış hazırlıklarını ertelemeyin mesajı

gibidir.

Meyve sebzenin su içeriğinin en yüksek olduğu dönem

aynı zamanda bebeklerde ve çocuklarda da su ihtiyacının en

yüksek olduğu dönemdir.

Her zaman çocuk beslenmesinde altın kuralmevsiminde

mevsim yiyeceklerini tüketmeye özen göstermek gereklidir.

Tatlı biber (yeşil) veya çarliston biber, C vitamini açısından

zengin bir sebzedir. Kalorisi oldukça düşük, lif içeriği ise

oldukça yüksektir.

Biberdeki acılık içeriğinde bulunan kapsaisin (capsaicin)

maddesinin miktarına göre değişir.

Acı biberdeki kapsaisinmaddesinin;

  • kanser karşıtı, bakteri üremesini önleyici, kan dolaşımını hızlandırıcı ve ağrı kesici olduğu bilinmektedir.

Çocukların öğünlerine 1 adet taze biber eklemeniz C

vitaminiihtiyacınızı karşılamanıza kesinlikle yeterli olacaktır.

Zeytinyağlı Bakla yapmak için en doğru zamandayız.

  • C vitamini, folik asit,
  • Magnezyum, fosfor, potasyum açısından iyi bir kaynak olup lif açısından zengin olması sebebiyle de doyurucu olacaktır.

Marul, dut ve kiraz için sona yaklaşılıyor ama hala bol miktarda var.

Olgunluğunun zirvesindeki karpuz;

  • A, C vitamini,
  • Potasyum minerali yüksek, lif içeriği ise düşük bir meyvedir.

Çocuklarda karpuz tükettiğiniz miktarına dikkat edin. Çünkü

kalorisinin büyük bir kısmı karbonhidrattan gelir ve kan şekerini hızla yükseltebilir.

  • 400 gramlık kalın bir dilim karpuz yaklaşık 120 kaloridir.

Çocuklar için mücizevi bir süper gıda İncir;

  • E, C, A ve B grubu vitaminleri,
  • Kalsiyum, potasyum, demir, magnezyum minerallerini içerir.
  • Posa ve antioksidan içeriği ile bazı hastalıklara karşı koruyucu etki gösterir.

Böğürtlen çocuklar için tam enfeksiyon mücadelesinde güçlü bir antiviral meyve ve tam bir antioksidan deposudur.

  • A, C ve K vitamini,
  • Bakır, magnezyum minerali ve lif oranı oldukça yüksektir,
  • Çocuklarda kanser, kalp hastalıkları, alerjik durumlardan korunmada etkilidir,
  • 1 su bardağı böğürtlen sadece 25 kaloridir.

Doktor Emre KARAYEL

Çocuk Hastalıkları Uzmanı

B12 Çocuklarda ki Önemi ve Tedavisi

B12 vitamini (kısaca=kobalamin), hayvansal gıdalardan özellikle kırmızı ette bulunur. Yiyecekle alınan kobalamin proteine bağlıdır, midede asit ve pepsin ile proteinden ayrılır ve tükürük ve mide sekresyonlardaki haptokorrine bağlanır.

Haptokorrin- kobalamin kompleksindeki kobalamin pankreatik proteazlarla serbest hale gelir. Barsağın ilk kısmında(Proksimal ileumda), mideden salgılanan intrinsik faktöre bağlanır. Kobalamin-intrinsik faktör kompleksi ileum mukoza hücreleri üzerinde bulunan CUBAM (cubilin+amnionless) reseptörlerine bağlanarak, hücre içine alınır.

Lenfatik dolaşıma salındığında transkobalamine bağlanır. Dokularda, çeşitli kimyasal reaksiyonlar için gereken adenozilkobalamin ve metilkobalamine dönüştürülür.

Vitamin B12 eksikliğine neden olabilecek tüm etkenler ayrıntılı olarak irdelenir;

  • Beslenme hikayesinde; kırmızı et, süt, deniz ürünleri tüketimi ve vejetaryen beslenme olup olmadığı
  • İleal rezeksiyon veya gastrektomi gibi cerrahi işlemler
  • Malabsorpsiyon veya parazitoz gibi hastalıkların bulguları
  • Korozif madde veya uzun süreli histamin 2 reseptör blokeri ve proton pompa inhibitörü tedavisi alımı sorgulanmalıdır

Solukluk, hafif sarılık, takipne, taşikardi gibi anemi bulguları bulunabilir.

Açıklanamayan parestezi, kol-bacakta hissizlik, kognitif değişiklikler, dengesiz yürüme, ataksi, açıklanamayan psikiyatrik bozukluklar, hafızada bozulma gibi nörolojik belirti ve bulgular varsa şüphelenilir.

Omuriliğin posterolateral kolon tutulumunda, alt ekstremitede vibrasyon ve pozisyon hissinin kaybı görülür. En önemli akılda tutulacak ise nörolojik ve psikiyatrik bulguların hematolojik bulgular gelişmeden önce de ortaya çıkabileceği akılda tutulur

Çocuklarda klinik daha farklı olabilir.

Bebeklik-süt çocukluğu döneminde büyüme geriliği, hatta kazanılmış motor hareketlerde gerileme, aralıklı titreme atakları, iştahsızlık ve apati görülebilir.

Dilde papillaların atrofisi(büyük çocuklarda özellikle) düz, parlak kırmızı dil saptanabilir.

Beslenmesi kötü olan ve nöropsikiyatrik bulguları olan; metabolik hastalıklar nedeniyle proteinden kısıtlı diyet alan çocuklar: örn. fenilketonüri), mide veya ince barsak cerrahisi geçiren hastalar, inflamatuvar barsak hastalıkları, uzun süredir histamin 2 reseptör blokeri ve proton pompa inhibitörü tedavisi alan hastalar bir bulgusu olmasa da B12 vitamini eksikliği açısından araştırılır.

Anemiye eşlik eden makrositoz varlığında B12 vitamini eksikliğinden şüphelenilir.

Ancak, tam kan sayımı tek başına tanısal bir tetkik olarak kabul edilmez.

Eşlik eden demir eksikliği anemisi, talasemi taşıyıcılığı veya inflamatuvar hastalıkların bulunması halinde normositer ve hatta mikrositer değerler görülebilir.

Özellikle ağır eksikliklerde, lökosit ve trombosit sayısı da azalmış olarak bulunabilir

Periferik kan yaymasında güzel bir incelemede tam kan sayımını destekler şekilde, makrositer oval eritrositler, anizositoz, poikilositoz, şistositler ve genç miyeloid öncüller, nötrofillerde hipersegmentasyon görülür.

Laktik dehidrogenaz, indirekt bilirubin düzeylerinde ve serum demir satürasyonunda artma, haptoglobinde düşme görülür.

Retikülosit sayısı çoğunlukla azalır ve kemik iliği yayması tanısal zorluk taşıyan olgularda en son tetkik olarak düşünülür.

Türkiye’de bebeklerde ve süt çocukluğu döneminde en sık görülen B12 vitamini eksikliği nedeni, annenin gebelik dönemindeki B12 vitamini eksikliğidir. Bu nedenle, B12 vitamini eksikliği tanısı konulan süt çocuklarının annesinde de B12 vitamini eksikliği aranmalıdır.

Tam idrar tetkiki ile persistan proteinüri, süt çocukluğu döneminde nadir görülen İmerslund-Grasbeck sendromunun bir bulgusu olabilir.

Üst gastrointestinal sistem endoskopisi ve biyopsisi ile mide atrofi ve/veya enterokromafin hücre hiperplazisinin saptanması pernisiyöz anemi tanısını destekler.

H.pylori enfeksiyonu da biyopsi ve/ veya üre nefes testi ile araştırılır. Anti-intrinsek faktör ve gastrik anti-parietal hücre antikorlarının saptanması pernisiyöz anemi tanısını destekler.

Kobalamin vitamini ülkemizde;

Siyanokobalamin formunda 1000 mikrogram’lık ampül,

Hidroksikobalamin içeren B kompleks ampülü, tableti

Metilkobalamin oral spey(çocuklarda en iyi tolere edilen) şeklinde piyasada bulunmaktadır.

Bu ilaç hem parenteral hem de oral tedavide kullanılır. Çok farklı tedavi rejimleri vardır. Çocuk hekiminin tedaviye yanıtını takibiyle, uygun dozda B12 vitamini verildiğinden emin olmasıdır

Tedavi süresi nedene göre belirlenir:

  • Diyetle yetersiz alıma bağlıysa, eksiklik bulguları düzeldikten sonra çocuğun ayına-yaşa uygun günlük B12 vitamini alımı (diyetle veya multivitamin desteğiyle) sağlanır.
  • Kobalamin emilim bozukluğu varsa ve altta yatan nedenin tamamen tedavisi mümkünse tedavi ile bulgular düzeldikten sonra, yaşa uygun günlük B12 vitamini alımı sağlanır.
  • Ancak, bu grupta altta yatan hastalığın tedavisi mümkün değilse veya hastada kobalamin metabolizma bozukluğu varsa ömür boyu B12 vitamini kullanımı önerilir.

Doktor Emre KARAYEL

Çocuk Hastalıkları Uzmanı

Çocuk Olsam Temmuz Ayında Ne Yerim?

     Yazın hafif ve sağlıklı sebzelerle dolu aylarından en güzel ayı temmuz ayı.

     Çocuklarda semizotu ile yemek veya salata hazırlayarak, omega 3 açısından vücudu destekleyerek öğünlerinize sağlıklı bir dokunuş

yapabiliriz. Çünkü semizotu yapraklı sebzeler içinde en yüksek

omega 3 oranına sahip sebzedir.

     Omega-3 ise vücut tarafından üretilmeyen dışarıdan alınması 

gereken bir yağ asididir. Omega-3, kalp hastalıklarına,  zihinsel

karışıklığa ve hafızanın güçlenmesinde çok etkilidir. Sağlıklı nöral

yolların oluşumunda temel teşkil eden yağ asididir.

  • A ve C vitamini, folik asit
  • Potasyum, magnezyum ve demir yönünden de zengin bir sebzedir.

     Kabak, patlıcan, bezelye, taze fasulye, kuzu ıspanak, dolmalık

biber, çalı fasulyesi, taze barbunya, sivribiber ve domatesin hepsi

tazecik ve çocuklar için tam zamanı.

     Sayısız şekilde farklı alternatifte lezzetli sebze yemekleri    

yapabilirsiniz. Kış için dondurucuya da hazırlayabilirsiniz belki.

Enginar ve bezelye için sona yaklaşılıyor unutmayalım.

     Can erik bitmiş sayılır ama sarı-kırerik mevcut. Kavun, karpuz, ahududu…

     Şeftali ay sonuna doğru olgunlaşmaya başlar.

     Kiraz da bu ayın en iştah açan lezzetlerinden kesinlikle.

  • A vitamini, potasyum ve lif içeriği zengin, bağışıklığı kuvvetlendirici özelliğe sahip bir meyvedir.
  • İçeriğindeki diyet lifi sayesinde kabızlığa iyi gelir. 12- 15 adet kiraz yaklaşık 50 kaloridir.

     Üzüm, böğürtlen, incir, ay ortalarında tezgahlarda karşınıza çıkabilir ama daha erken, biraz daha beklemek gereklidir.

Doktor Emre KARAYEL

Çocuk Hastalıkları Uzmanı

Çocuklarda Ateş

Normalde vücut sıcaklığımız beynimizin kontrolü altında belli bir düzeyde sabit tutulmaya çalışılır.

Vücut dış yüzeyinden gelen sıcak ve soğuk uyarılarının etkisinde beynin hipotalamustaki ısı merkezi kanın sıcaklığını 37 °C’ de sabit tutmaya göre ayarlanmıştır. Ancak bazı canlılardan farklı olarak vücut sıcaklığının belli düzeyde olması canlılığımızın sürdürülmesinde yaşamsal önem taşımaktadır.

Vücut sıcaklığı gün içinde 36 ila 37.8 °C arasında değişim gösterir. Ateşli durum ise vücut sıcaklığının normal düzeyin üstünde olmasıdır. Bilimsel olarak ateş, organizmaya giren enfeksiyon veya enfeksiyon dışı etkenlere karşı organizmanın en erken verdiği normal fizyolojik bir yanıttır.

Diğer bir yönde ateş organizmanın kontrolü altında vücut sıcaklığının artışıdır, genellikle 41.7 °C’nin üzerine çıkmaz. Bazen vücut sıcaklığı çevresel sıcaklık (sıcak çarpması, kundaklama), bazı ilaç zehirlenmeleri, doğuştan terleme bozukluğu olanlar ve hipertriodi gibi durumlarda da görülebilir ki bu durum organizmanın kontrolü dışında gelişir ve sınırı yoktur, zarar oluşturabilir.

Yeni doğan döneminden on sekiz yaşına kadar bütün çocukluk çağında vücut sıcaklığı ölçüldüğünde 37,8 santigrat derece veya üzerinde saptanmışsa bu çocuklar ateşli olarak kabul edilir.

Ateş ölçümünde, vücut öz sıcaklığına (hipotalamustaki kanın sıcaklığı) en yakın sıcaklık makattan ölçülür. Fakat özellikle yenidoğanlar olmak üzere dört yaşından büyük çocuklarda önerilmez. Makatın yaralanmasına neden olabilir, ölçümü zordur, aynı derecenin başkasına kullanılması hastalık bulaştırabilir.

Yeni doğanlarda (4 haftaya kadar) koltuk altı, 4 hafta beş yaş arası koltuk altı veya kulaktan ölçüm kolay, kabul edilebilir ve çabuk sonuç alındığı için önerilir.

Daha büyüklerde ağızdan ölçüm yapılabilir. Ağızdan ve koltuk altı ölçümü makattan ölçüme göre düşüktür (0.5-1 derece).
Kulaktan ölçüm ise makattan ölçüme yakındır. Ateş ölçümü günde 6-8 kez yapılabilir. Sık ölçüm çocuklarda huzursuzluğa neden olur.

Ateş tedavisinin temel amacı, ateşliyken huzursuzluğu olan çocuğun rahatlatılmasıdır.

  • Hafif ateşlerde (38-38,5 derece) çocuk ince giydirilmeli, bol su verilmelidir.
  • Yüksek ateşte ise önce ateş düşürücü ilaç verilmeli, bol su içirilmeli, ince giydirilmeli yarım saat 45 dakikada ateş düzeyi azalmıyorsa ılık su ile banyo veya sadece başı yıkanabilir.
  • Yıkanma sırasında titremeleri olursa giydirilmelidir.

Ateşli dönemde vücudun temel metabolizması artar, bu artış bazı özel çocuklar için sıkıntı yaratabilir; bu çocukların sınırda olan hastalık dengeleri bozulabilir.

Bu nedenle bu özel çocuklarda yüksek ateş beklenmeden ateş tedavi edilmeli nedeni araştırılmalıdır.

  • Süregen akciğer hastalığı
  • Şeker hastalığı veya metabolik hastalığı olanlar
  • Böbrek yetersizliği olan çocuklarda yüksek ateş alttaki hastalığın ağırlaşmasına neden olabilir.

Ateşin kısa sürede ateş düşürücülere yanıt vermesi antibiyotik kullanmayı gerektiren bakteriyel infeksiyonlar ile antibiyotik kullanmayı gerektirmeyen viral hastalıklar arasında ayırıcı tanıda net olarark faydalı değildir.

Aynı zamanda ateşi kontrol altına alınan çocuklarda altta yatan hastalık tedavi edilmiş olmaz, kesinlikle çocuk doktoru tarafından çocuğun muayene olması gerekmektedir.

 

Doktor Emre KARAYEL

Çocuk Hastalıkları Uzmanı

Vitaminler

Anneler vitaminleri iştah açacaklarını düşünerek verirler. Ancak vitaminlerin kilo aldırıcı ve iştah açıcı özellikleri tam olarak bulunmamaktadır.

Bir yaşındaki büyük sağlıklı çocuklara, büyüme hızı yavaşladığından multi vitamin preparatları verilmesine gerek yoktur. Besinleri aşırı kaynatmak, haşlamak içindeki vitaminlerin azalmasına yol açar. Sebze püreleri ve çorba hafif diri kalacak şekilde pişirilmelidir.

Bebek için satılan şuruplarda A,C,D,E vitaminleri ve demir bulunmasına dikkat edilmelidir. Bebek için satılan vitaminlerle zenginleştirilmiştir. Reçetesiz satılan çoğu çocuk vitaminlerinde B ve C vitaminleri içerir. Eğer bu vitaminler vücudun ihtiyacından fazla ise idrar yolu ile atılır.

        Ancak yağda metabolize olan vitaminler için durum faklıdır. Örneğin bebeği kemik hastalığından(raşitizm) koruma amacıyla verilen D vitamininin gereksinimden fazla verilmesi yan etki oluşturur. Aynı şekilde hamilelikte yüksek miktarda A vitamini kullanımıda bebekte çeşitli sakatlıklara yol açar.

         Bunun yanında vitaminler vücuda alınan bazı besinlerin tam anlamıyla değerlendirilmesine yardımcı olurlar. Vücudun bağışıklık sistemini güçlendirirler.

         Bazı vitaminler bebeklerde ve çocuklarda hayati önem taşır. Bağışıklık sistemini en çok güçlendiren vitamin kuşkusuz C vitaminidir. Ancak bu vitamini ilaç olarak almaktansa besinlerle almak her zaman bir çocuk için daha değerlidir. Örneğin mevsiminde bir portakal yemesi 1-2 günlük C vitamini ihtiyacını karşılar, günlük A vitamin ihtiyacının karşılanmasına da yardımcı olacaktır.

         Yeterli ve dengeli olarak balık, meyve, sebze, tahıl ve fermente süt ürünleriyle beslenen çocuklarda vitamin eksikliğine rastlanmaz.

       Dengeli beslenen beslenen bebek ve çocuklarda ek vitamin gereksinimi yoktur. Fazla alınan vitamin, özellikle bebeklerde,çeşitli problemlere yol açmaktadır.

       Kan pıhtılaşması için gerekli olan K vitamini ülkemizde her yeni doğan bebeğe doğumdan hemen sonra kas içine yapılır. Çocuk hekimine danışmadan ve muayene olmadan çocuğa kesinlikle ek vitamin verilmemelidir.

Doktor Emre Karayel

Çocuk Hastalıkları Uzmanı